İkamet izni başvurusu reddedilen kişiler, bu karara itiraz etmek için ikamet izni başvurusunun reddi dava dilekçesi ile hukuki yollara başvurabilirler. İtiraz sürecinde hazırlanan dilekçenin eksiksiz ve usul hukukuna uygun olması, davanın seyrini doğrudan etkiler. İkamet izni başvurusunun reddi dava dilekçesi örneği, bu süreçte temel bir kılavuz görevi görse de, her bireyin durumu farklı olduğundan, dilekçenin spesifik koşullara göre düzenlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Dava Dilekçesi Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Başvuru Reddi Gerekçesi: İkamet izni başvurusunun neden reddedildiği net bir şekilde dilekçede belirtilmeli ve buna karşı sunulan itiraz gerekçeleri detaylıca açıklanmalıdır.
- Usul Hukuku Kurallarına Uygunluk: Dilekçede yapılan herhangi bir usul hatası, başvurunun reddedilmesine neden olabilir. Bu nedenle, dilekçenin usul hukukuna uygun bir biçimde hazırlanması son derece önemlidir.
- Profesyonel Hukuki Yardım: Başvurunun reddi durumunda yapılacak olan itiraz süreci karmaşık olabilir. Dolayısıyla, bir avukattan hukuki yardım almak, davanın olumlu sonuçlanma ihtimalini artıracaktır.
İkamet İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi Örneği
Aşağıda yer alan dilekçe, ikamet izni başvurusunun reddine karşı dava açarken kullanılabilecek genel bir taslaktır. Bu dilekçe, her başvurunun kendine özgü özellikleri göz önünde bulundurularak kişiselleştirilmeli ve ilgili detaylar eksiksiz bir şekilde eklenmelidir.
Dilekçe Örneği
…/…/…
-Yürütmenin Durdurulması Taleplidir-
…………… NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ’NE
DAVACI: İsim-Soyisim, Yabancı Kimlik Numarası, Adres
VEKİLİ: İsim-Soyisim, Baro Sicil Numarası, Adres, UETS Numarası
(Avukatınız var ise bu kısmı doldurunuz)
DAVALI: …… Valiliği/…… İl Göç İdaresi Müdürlüğü
KONU: Valilik tarafından düzenlenen …/…/… tarihli …. sayılı ikamet izni reddi kararına, öncelikle yürütmesinin durdurulması ve akabinde iptali talebini içermektedir.
TEBLİĞ TARİHİ: …/…./….
AÇIKLAMALAR:
- İran vatandaşı olan müvekkil, Türkiye’deki bağlantıları sebebiyle ülkemize çeşitli dönemlerde seyahat etmiştir. Davacı, Türkiye’de bulunduğu bir dönemde, …………… İli …………….. İlçesi, ……….. Mahallesi ……. Ada …… Parselde yer alan ……….. numaralı bağımsız bölüm için toplamda ……… USD bedelle ……………….. Anonim Şirketi ile ………….. tarihinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşmeye istinaden müvekkil, satıcı şirkete tarihinde ……. USD, tarihinde ise …….. USD olmak üzere toplamda taşınmazı satın almıştır.
- Müvekkil, taşınmazı satın aldıktan sonra ülkesine dönmüştür. Bir süre İran’da kaldıktan sonra tekrar Türkiye’ye dönmüş ve ………….. tarihinde satın aldığı taşınmazın tapuda satış ve tescil işlemleri tamamlanmıştır.
- Taşınmazın tescil işlemleri tamamlandıktan sonra, ……. Tarihinde ……… Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğüne Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu 31/1-(b) maddesi (Türkiye’de taşınmaz malı bulunanlar) kapsamında kısa dönem ikamet izni almak için başvuruda bulunmuştur.
- Ancak, İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün ……. tarihli …….. sayılı kararı ile müvekkilin ikamet izin talebi, “6458 Sayılı Kanunun 32. Maddesinin birinci fıkrasının c bendi (Genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarına sahip olmak) ile 29656 Sayılı Yönetmeliğin 22. Maddesinin 7. Fıkrasına (Genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarının tespitinde yabancının beyanı esastır.) aykırı olması sebebiyle 6458 Sayılı Kanunun 33. Maddesinin 1. Fıkrasının a bendi kapsamında” reddedilmiş ve tarafımıza 10 gün içerisinde ülkeden çıkış yapma zorunluluğu bildirilmiştir. Bu nedenle ikamet izni talebinin reddine ilişkin idari işleme karşı tarafımızca huzurdaki dava açma ihtiyacı hasıl olmuştur.
(Yukarıdaki dört paragrafta yer alan bilgileri kişi kendi durum ve koşullarına göre doldurmalıdır)
- Davacı müvekkil, dava konusu olan idari işlemde iptal talep etmektedir. Talep sebebi, ikamet izni başvurusunun hukuka aykırı bir şekilde reddedilmesidir, zira dava konusu idari işlemde belirtilen sebep, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 32/1-(C) maddesi ve 29656 sayılı Yönetmeliğin 22/7 maddesidir. İkamet izni başvurusu, 6458 sayılı Kanunun 33/1-(A) maddesi uyarınca reddedilmiştir. Kanunun 33. maddesi, kısa dönem ikamet izni başvurusu yapan yabancının, 32. madde kapsamındaki şartları sağlaması gerektiğini belirtmektedir. (C) bendine göre verilen ikamet izni için genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarına sahip olma koşulu aranmaktadır.
- Davalı idarenin işlemi, 6458 sayılı Kanunun 32. maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarının sağlanmamasına dayanmaktadır. Ancak, bu kriterin yorumlanması gerektiğinde, kişinin yaşam koşulları ve barınma yerinin belirli bir standartta olmasını, sağlık açısından insan onuruna uygun bir yaşam sürmesini amaçlamaktadır. Yabancının barınma koşullarının insan onuruna uygun düzeyde olması, temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilme ve asgari bir hayat standardına sahip olabilme şartlarına işaret etmektedir.
- Müvekkilin yaşam şartları, genel sağlığı ve güvenliği tehdit etmemekte olup, lüks bir sitede kendi evine sahiptir. Gelir durumu da ortalama üstüdür. Ayrıca, müvekkilin genel güvenliği tehlikeye atacak bir durumu veya adli sicil kaydı bulunmamaktadır. Bu sebeplerle müvekkilin talep ettiği ikamet izni hukuka aykırı bir şekilde reddedilmiştir.
- Yukarıda belirtilen nedenler ışığında, müvekkilin barınma koşulları ve genel güvenliği hakkında herhangi bir mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
- Her ne kadar idare, idari işleminde müvekkilin barınma koşullarının genel sağlığı bozabilecek nitelikte olduğunu belirtmiş olsa da, bu iddianın somut bir dayanağı bulunmamaktadır. Müvekkilin herhangi bir bulaşıcı, geçici veya kalıcı hastalığı yoktur. Ayrıca, müvekkilin ikamet edeceği bölgede yaşaması durumunda bölgenin genel sağlığını olumsuz etkileyecek bir durum da söz konusu değildir. Müvekkilin kendi sağlığı tehlikede değildir, bu nedenle bölgenin sağlığını tehdit etme ihtimali de yoktur. Üstelik müvekkil, başvurusunda kendi özel sağlık sigortasının bulunduğunu Göç İdaresi’ne bildirmiştir. Bu nedenle, müvekkilin herhangi bir hastalık durumu ortaya çıksa bile kendisi bu hastalığı tedavi ettirebilecek imkanlara sahiptir. Dolayısıyla, genel sağlığa uygun barınma şartları yönünden kanunun aradığı koşulların müvekkil tarafından sağlandığı açıktır.
- Yukarıdaki izahlardan anlaşılacağı üzere, dava konusu idari işlemin sebep unsuru olan genel sağlık ve güvenlik standardına uygun barınma şartlarının var olup olmadığının belirlenmesi için kişinin ikamet izni başvurusunda bulunan şahısta aranması gerekmektedir. Ancak davalı idare, “müvekkilin yaşadığı ……… Mahallesinin yabancı potansiyelini göz önüne alarak genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarının oluşmadığı” şeklinde bir değerlendirme yapmış ve bu şartları, kişinin ikamet ettiği mahallenin durumu üzerinden yorumlamıştır. Bu durum, davalı idarenin kanunun amacı ve lafzının dışına çıktığını göstermektedir.
- Ayrıca, 6458 sayılı Kanunun 35. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde aile ikamet izninin şartları arasında “genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartları”nın bulunduğu, hükmün kıyas yoluyla değerlendirilmesi halinde bu şartın sadece başvurucu yabancı için arandığı açıkça anlaşılmaktadır.
- Hem kanunun 35/1-(c) maddesinde yabancının barınma şartlarının genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun olup olmadığının tespitinde aile nüfusunun göz önünde bulundurulması, hem de maddenin gerekçesinde söz konusu şartın ikamet izni talebinde bulunacak yabancılarda aranacağının açıkça belirtilmesi karşısında davalı idarenin, davacı müvekkilin ikamet ettiği mahallenin demografik ve sosyal durumunu esas alması yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Kanun koyucunun aynı yasanın birbirini takip eden bu maddelerinde (32. ve 35. maddeler) yer verdiği genel sağlık ve güvenlik standartlarına ilişkin kriterde aramış olduğu ölçütün birbirinden tamamen farklı ve bağımsız olduğunu düşünmek abesle iştigal etmek olacaktır.
- Ayrıca 6458 sayılı Kanunda; kısa dönem ikamet izni, aile ikamet izni, öğrenci ikamet izni, uzun dönem ikamet izni, insani ikamet izni, insan ticareti mağduru ikamet izni olmak üzere toplamda 6 çeşit ikamet izni bulunmaktadır. Bu ikamet izinlerinin verilmesine ilişkin şartlar başvurucu yabancıda aranan kriterlerdir. Mezkur kanunda hiçbir ikamet izni çeşidinde yabancının ikamet edeceği bölgeye ilişkin herhangi bir şarttan bahsedilmemiştir. Dolayısıyla idare, tesis ettiği huzurdaki dava konusu işleminde açıkça hatalı bir değerlendirme yapmıştır.
- Mahkemenizin malumu olduğu üzere idari işlemin unsurlarından olan sebep unsuru, maddi olgu veya hukuki sebeplere dayanabilir. İdari işlemin sebebi, o idari işlemden önce gelen, idareyi o işlemi yapmaya sevk eden ve objektif hukuk kurallarınca belirlenmiş bir etkendir. Ancak davacı müvekkil aleyhine ikame olunan idari işlemin sebep unsuru, objektif hukuk kurallarıyla belirlenmemiş; idarenin genel ve soyut nitelikteki beyanlarıyla belirlenmiştir. Zira müvekkilin taşınmazının bulunduğu mahallenin kalabalık bir bölge olduğu ve bunun da genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarının oluşmasına engel oluşturduğu şeklinde idarece soyut bir yorum yapılmıştır. Oysa idari işlemlerin dayandığı sebebin kanuni, belirli, açık olması ve fiili duruma uygun olması gerekir. İdarenin somut bir tespit bulunmadan soyut mülahazalar ile idari işlemi tesis etmemesi gerekir.
- Nitekim doktrinde de kabul görmüş olduğu üzere; “yasalarda sebebi belli işlemler için idarenin gösterdiği sebep o işlem için yasada belirlenmiş sebep değilse, idarenin gösterdiği sebep yasada öngörülenden başka bir hukuksal sonuç doğuruyorsa ya da sebeple işlem arasında kamu yararı açısından normal bir ilişki yoksa, idare işlemin hukuki değerlendirmesini hatalı gerçekleştirdiyse işlem sebep açısından hukuka aykırıdır ve iptali gerekmektedir.
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, idari mahkemelerin yürütmenin durdurulması kararı verebilmesi için telafi edilemez veya imkânsız zararların ortaya çıkması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olma şartlarının bir araya gelmesi gerekmektedir. Mevcut durumda, söz konusu idari işlemin yürürlüğe konulması durumunda müvekkilin sınırdışı edilme riski bulunmaktadır. Bu durumda, müvekkilin sınırdışı edilmesi halinde sahip olduğu taşınmazın satın alınmış olduğu düzenin tamamen bozulması kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca, davamızın mahkeme tarafından kabul edilmesi durumunda müvekkil yurtdışında olacağından, tekrar ülkeye dönmek için vize, seyahat ve ulaşım masrafları yapması gerekecektir. Bu durum, müvekkilin zararını daha da arttıracaktır. Dahası, müvekkilin yaşından kaynaklı olarak seyahat etmeye uygun olmaması, yürütmenin durdurulması için zorunluluk arz etmektedir. Bu sebeplerle, mahkemenizce dava konusu işlemlerin yürütülmesinin yargılama süresince durdurulmasına karar verilmesini talep etmekteyiz.
HUKUKİ DELİLLER: Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi, Taşınmaza Ait Tapu Kaydı, İkamet İzni Talebinin Reddine Dair Tebliğ Formu, Davalı İdarede Olan Başvuru Dosyası, Tanık, Bilirkişi ve sair hukuki deliller
NETİCE-İ TALEP: Yukarıda belirtilen nedenler doğrultusunda;
- Müvekkilin ülkeden çıkış yapmasına sebebiyet verecek hatalı ve hukuka aykırı idari işlemin, müvekkilin telafisi imkansız zararlarına yol açacağından, davalı idarenin …/…/… tarih ve ….. sayılı idari işleminin yürütmesinin durdurulmasına,
- Davalı idarenin …/…/… tarih ve ….. sayılı idari işleminin İPTALİNE karar verilmesine,
- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederiz.(…../……../……)
İSİM-SOYİSİM
İMZA